Aynı hastane odasındaki yaşlıların hikayesi

Aynı kalp rahatsızlığıyla aynı kaderi paylasan üç yaşlı adam aynı odayı da paylaşıyorlardı. Tek fark biri cam kenarında biri ortada diğeri ise duvar dibinde yatıyordu.

Cam kenarında olan hasta, günler boyunca camdan dışarıya bakarak derin düşlere dalar giderdi.

Zaman geçmek bilmiyordu.

Çok sıkıcı bir ortam vardı.

Bir gece cam kenarında olan hasta öldü.

Bakıcılar geldiler, ölen adamı morga götürdüler.

Yatağı değişti, temizlendi.

Ortadaki hastayı cam kenarına, kapıya yakın olan hastayı da orta yatağa aldılar.

Cam kenarına geçen yaşlı adam her gün camdan bakarak arkadaşına dışarısını anlatırdı.

‘Bugün deniz sakin, yine de hafif rüzgar var sanırım çünkü uzaktaki teknenin yelkenleri rüzgarla doluyor. Park bu sabah sakin, iki salıncak dolu iki salıncak boş, dünkü sevgililer yine geldi, aynı yere oturup konuşmaya başladılar, elele tutuştular, ne kadar da yakışıyorlar birbirlerine. Erguvan ağaçları ne kadar güzel açmış her yer mor bir renk almış, erik ağaçları da beyaz çiçekleriyle onlara eşlik ediyor. Denizin üzerindeki martılar bugünkü yemeklerini arıyorlar, ne güzel de dalıyorlar suya’.

Günler böyle geçip gidiyordu ta ki cam kenarındaki yaşlı adam kalp krizi geçirene kadar, iste o anda ortadaki adam düğmeye bassa kurtaracaktı arkadaşını ama şeytana uydu, bunca zamandır sadece dinleyebiliyordu, artık görebilirdi de, iste bunun için düğmeye basmadı ve hemşireyi çağırmadı. Aynı kaderi paylaştığı kişiyi ölüme gönderdi, ama o bunun haklı bir savunma olduğunu düşünüyordu.

Ertesi gün hastabakıcılar ölen yaşlı adamın yerine kendisini koymaya gelmişlerdi. Hemen yatağının yerini değiştirdiler, işte o günlerdir bakmak istediği manzarayı nihayet görecekti.

Başını kaldırdı ve pencereden baktı, gördüğü onu şok etmişti! Karşısında sadece ‘simsiyah bir duvar’ vardı…

Paylaş: