Mutluluk nedir?

Bu soruyu hepimiz kendimize sormalıyız. Gelecek cevaplar neler olurdu? Ben bu soruyu ilk önce Türk Dil Kurumu sözlüğüne sordum, ne mi diyor? Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu… Türk Dil Kurumuna göre bile ulaşılması neredeyse imkânsız bir şey tarif ediliyor…

Ulaşılması bu kadar zor görünmesi, mutlu olmamızı engelliyor olabilir mi?

Etrafımıza sorarsak, Mutluluk nedir diye, alacağımız cevaplar muhtemelen;

İşsiz biri için iş bulmak,

Evsiz biri için bir ev,

Bir tiryaki için sigarası bittiğinde ikram edilen tek bir sigara,

Özleyen birisi için beklediği bir telefon,

Kalbi kırık için belki bir özür..

Örnekleri binlerce vermemiz mümkün. Sizlerin aklına neler gelmiştir neler. 40 yaş ve üzerinde olanlarımız, çocukluk ve gençlik yıllarımızda çok sıkıntı yaşadık. Seksen öncesinde siyasi kavgalar, kardeşin kardeşi vurması. O zamanlar mutluluk Babamın akşam eve sağ salim gelmesiydi.

Geçmişe baktığımızda mutlu olmak için o kadar sebebimiz var ama yine mutsuzuz. O zamanlarda hayal bile edemeyeceğimiz şeylere sahibiz. O zamanlar çok yakın başka bir şehre tatile gitmek bile mutlu ederken, neredeyse hepimiz yılda en az birkaç kez tatil yapıyoruz ultra lüx yerlerde, hatta birçoğumuz yurtdışına gidiyoruz ama mutsuzuz. Sağlıklıyız, daha uzun yaşıyoruz ama daha az mutluyuz.  En fakirimiz bile 20-30 yıl öncesine göre hayal edemeyeceği şeylere sahip ama mutsuz.

Neden mutsuz olduğumuzu hiç düşündünüz mü?

Bence tek cevap var, satın alabileceğimiz, her gün yeni bir modeli çıkan, daha konforlu, daha rahat ve daha lüx ürünler çıkıyor piyasaya. Biz de sahip olduklarımızı değil, sahip olamadıklarımı düşünerek mutsuz oluyoruz. Büyük emeklerle hayal edip hatta borçlanarak aldığımız bir ürün bir bakmışsınız bir ayda yeni modelinin çıkmasıyla demode olmuş. Çok değil 20 yıl önce ilk sabit telefon başvurum sonrası, telefonun bağlanması için bir yıl beklemiştim. Telefonum bağlanınca da mutlu olmuştum. Şimdi en pahalı telefonu bile çok kolayca alabiliyorsunuz. Ama mutluluğumuz, yeni modeli çıkıncaya kadar sürüyor.

Tüketim toplumu denen şey bu olsa gerek. Ancak sadece tüketilecek şeyleri mi tüketiyoruz? Kolay elde ettiğimiz için, maddi varlıkların değerini bilmediğimiz gibi, kişileri de kolay tüketiyor olabilir miyiz? Neden 2011 yılında bilinen tarihimizin en fazla boşanmasını yaşadık sizce? İlişkilerimiz neden kısa süreli olmaya başladı? Cevap tüketim çılgınlığı olabilir mi?

Gelelim yazının başlığına. Nasıl mutlu olurum?

Sahip olamadıklarımız için hayıflanmaktansa, sahip olduklarımızın kıymetini bilerek. Çünkü sahip olduklarımız bizim. Şimdi eşinize, sevdiğinize, çocuğunuza, anne ya da babanıza, hiç sarılmadığımız kadar sıkı sarılalım ve içimizden geldiği gibi “Seni seviyorum. İyi ki varsın” diyelim.

Bu güzel bir başlangıç..

Mutluluklar.

Süleyman Akay

Sevdiklerinizle paylaşın!

Yorum yapılmamış

BİR YORUM BIRAK